Üst Bar - İletişim

+90.242 229 88 87

DOĞUM KONTROL HAPLARI VE TROMBOEMBOLİZM

Doğum kontrol (Oral kontraseptif) ilaçlarının kullanımına bağlı tromboembolik hadiseler oldukça sık görülmektedir. Bunların içinde bulunan östrojen ve progesterone hormonu normal bireylerde tromboemboli riskini 4 misli artmaktadır.

Bu artıştan bu ilaçların pıhtılaşma faktörlerinden VII, VIII, X ve fibrinojeni artırmaları, antitrombin III, protein S seviyesini düşürmeleri sorumlu tutulmaktadır.

Ancak kullanan kimselerde pıhtılaşmaya eğilimi artıran genetik bir problem varsa tromboemboli riski çok daha artış göstermektedir. Bu genetik bozuklukların başında faktör V Leiden, antitrombin III, prtotein C ve S düşüklüğü gelmektedir.

Faktör V leiden mutasyonu heterozigot bireylerde pıhtılaşmaya eğilimi 8 misli artırır. Ancak bu kişiler oral kontraseptif ajan kullandıklarında bu oran 30 misli artış göstermektedir.

Homozigot faktor V leiden mutasyonu bulunan kimselerde ise pıhtılaşmaya eğilim 80 misli artış göstermektedir. Doğum kontrol ilaçları kullandıkları taktirde bu oran 100 misli yükselmektedir. Bundan dolayı homozigot faktör V leiden mutasyonuna sahip bireylerin doğum kontrol ajanları kullanmaları tavsiye edilmemektedir.

Heterozigot protrombin gen mutasyonunda pıhtılaşmaya eğilim 3 misli artış göstermektedir. Bu kimselerde birlikte oral antikoagulan kullanımında pıhtılaşmaya eğilim 16 misli artış göstermektedir.

Heterozigot protein C defisiti bulunan kimselerde ise pıhtılaşmaya eğilim 7 misli artış göstermektedir. Homozigot olanlarda ise yaşamla bağdaşmayabilir. Bunlarda genellikle doğum esnasında veya erken dönemde yaşamı tehdit eden ciddi trombembolik hadiseler gelişir. Bu fetuslar sıklıkla spontan düşükle sonlanırlar. Heterozigot protein S defisitinde ise 6 misli artış görülür.

Trombotik risk östrojen dozuyla da bağlantılı olup, risk tedavinin 4. ayından itibaren artış gösterir. Bu risk ise ilaç kesildikten 3 ay sonra kullanmayan kadınlar düzeyine iner.

Bu pıhtılaşma eğilimindeki artişın çok yüksek ve hayatı tehdit eder boyutlarda olması nedeniyle, doğum kontrol hapları başlanmadan önce genetik araştırmaların yapılması önerilmektedir.