Üst Bar - İletişim

+90.242 229 88 87

DERİN VENÖZ YETMEZLİKTE CERRAHİ TEDAVİ

Atardamarlarımızın doku ve organlara götürdüğü temiz kan, toplardamarlar (venöz) ile kalbe geri dönüşü sağlanır. Bacakta yüzeyel ve derin olmak üzere iki toplardamar sistemi bulunmaktadır. Derin toplardamar sistemi dönen kanın %90'nını taşımaktadır. Bu toplardamarlar içerisinde kanın sadece kalbe doğru akışını temin eden geri kaçışını engelleyen kapakçıklar bulunmaktadır. Bu kapakçıkların kanı geri kaçırmasına venöz yetmezlik denir.

Venöz kapakçıklar iki ince yaprakçıktan oluşur ve uygun kapanma için ortada buluşurlar. Venöz kapaklar kalp kapağına benzer yapıda olsa da çok daha ince ve küçük bir ölçektedirler. Bacaktan kalbe kirli kan akımını temin eden derin toplardamar sisteminde kapakçıklar ayaktan kasık bölgesine kadar bulunmaktadır. Özellikle derin venlerin kasık bölgesindeki kısmındaki kapaklarda pek çok nedene bağlı yetmezlikler (geri kaçışlar) olabilmektedir.

Bu geri kaçışa bağlı olarak ayak bileği bölgesinde yüksek venöz basınç oluşur. Buna bağlı olarak, bacakta ciddi ödem, bilek bölgesinde ciltte sertleşme, renkte koyulaşma, ülser, nekroz, enfeksiyon gibi problemler gelişir.derin venöz yetmezlikte cilt değişikliği

Derin venöz yetmezliklere sıklıkla yüzeyel venöz yetmezlikler de eşlik eder. Bu hastalarda öncelikle yüzeyel venöz yetmezlikler tedavi edildikten sonra derin venöz yetmezliğin azalması beklenir. Azalma olmaz, kompresyon çorabı ve medikal tedaviye rağmen problemlerde düzelme sağlanamazsa son çare olarak derin ven cerrahisi uygulanır.

DERİN VENÖZ YETMEZLİKTE TANI

Derin venöz yetmezliği olan hastalarda detaylı olarak hastalığın geçmişi hakkında bilgi alınması gerekmektedir. Burda temel amaç, doktorunuz tarafından, reflü veya kapak yetersizliğinin primer olarak kapak dokusundaki genetik bozuklukta mı veya sekonder olarak daha önceden geçirilmiş olan bir tromboz neticesi mi geliştiği ortaya konulmalıdır. Hastaların yaklaşık yarısında primer hastalık veya tromboz (damarda pıhtılaşma) sonrası kapak hasarı olduğu tespit edilmektedir. İyi bir fizik muayenede, venöz yetmezliğin bacağınız üzerindeki etkileri saptanır. Bu hastalarda sıklıkla varis, ödem ve cilt değişiklikleri veya ülser vardır.

Bu değerlendirmelerden sonra yapılacak olan Doppler ultrason çalışması ile bütün venlerin çapları, duvar yapısı, kapakçıkların yapısı ve replünün ciddiyeti değerlendirilir. Daha ileri tetkik olarak da ayakta dururken ve yürürken bacaktaki değişiklikleri değerlendirmek için hava pletismografisi cihazı kullanılmaktadır. Yapılan tetkiklerde derin venlerde ciddi yetmezlik saptanan hastalarda, genetik olarak pıhtılaşmaya eğilimlerinin olup olmadığının tetkik edilmesi değerlendirme açısından faydalı olacaktır.

DERİN VENÖZ YETMEZLİKTE CERRAHİ SEÇENEKLER

Venöz cerrahide temel amaç kaçağın ortadan kaldırılmasına yönelik olarak, başka bir venden kapakçık transferi veya kapakçık yapısı sağlamsa dikişler ile kağakçığın onarılması şeklindedir. Çeşitli çalışmalarda, sağlam kapakçığa sahip ven transferinin (veya kasığa) iyi sonuçlar verdiğini göstermiştir. İlk olarak 1968 yılında Dr. Kistner tarafından tarif edilen onarım yöntemindeki doğrudan kapakçığın sabitlemesi çok başarılı ve uzun dönem sonuçları iyidir. Venöz kapak onarımı mikroskobik büyütmeyi ve mükemmel yapılması gereken çok zorlu bir iştir. Dr. Kistner'in onarım tekniğinde , derin toplardamar açıldıktan sonra, yaprakçıkların normal olduğu değerlendirildikten sonra, kaçağı azalmaya yönelik daraltma işlemine geçilir. Bu işlem için için kapakçığın sabitlenmesi ve damarın basınç etkisi ile genişlemesini engelleyen çok ince dikişler yerleştirilir. Bu işlemler ile uygun kapanma sağlanır ve damar içerisinde kanın geri kaçışı engellenmiş olur.

derin venöz yetmezlikte cerrahi

Operasyon esnasında kanın kapakçıktan ileri ve geri hareketi değerlendirilmesi gerekir. Yapılan işlem sonrası aşağıdan sıkıştırıldığında kanın geçişinde herhangi bir zorlamanın olmaması ve yukardan sıkıştırıldığında da geriye kaçışın olmaması gerekmektedir. Ameliyat sırasında damarda pıhtı oluşmaması için hastaya kan inceltici (heparin) verilir ve hastanede kaldığı kısa süre boyunca da devam edilir. Daha sonra 8-12 ay süreyle ağızdan pıhtılaşma engelleyici ilaç (warfarin: coumadin) verilir.

Bazen de onarım mümkün olamayan hastalarda derin ven sağlam kapakçığa sahip olan yüzeyel bir venin altına transfer edilebilir. Buda ilerleyen yıllarda transfer edilen damarda genişleme ve kaçağa yol açabilir.

1981 yılında Dr. Raju tarafından tarif edilen aksiller ven kapakçık transferi , doğrudan kapak onarımı veya yer değiştirme ameliyatının mümkün olmadığı durumlarda kullanılır. Koltuk altındaki aksiller ven uyluktaki femoral venler ile büyüklüktedir. İyi çalışan bir kapakçığı olan bir axiller ven segmenti, koltuk altından küçük bir kesi ile alınır. Bu damar segmenti daha sonra alt bacak yetersiz olan damar sistemine her iki ucuna dikilerek yerleştirilir.derin venöz yetmezlik cerrahisiderin venöz yetmezlikte cerrahi tedavi

Aksiller venin koldan çıkarılması, çoğu durumda şaşırtıcı bir şekilde küçük sorunlara neden olur. Kol içerisinde kanın koldan belirgin bir şişlik veya ağrı olmadan transferine izin veren birçok toplardamar vardır. Nadiren damar çıkarılan kolda şişlikler görülebilir, ancak kontrol edilebilirdir.

DERİN VENÖZ YETMEZLİK CERRAHİSİ VE KOMPLİKASYONLARI

Cerrahi operasyona bağlı olarak cerrahi böleden kanama veya etrafında bası yapan pıhtı oluşumu görülebilir. Ayrıca bu operasyonlardan sonra en korkulan komplikasyon ise damar içerisinde pıhtı oluşumudur. Bu durum antikoagülan tedaviye rağmen hastaların yaklaşık yüzde beşinde görülür.

DERİN VENÖZ YETMEZLİTE CERRAHİ SONUÇLAR

Sonucu belirleyen faktörler, hastalığın durumu, cerrahın tecrübesi ve uygulanacak cerrahi tekniktir. Primer kapak disfonksiyonu nedeniyle venöz reflü geçiren hastaların %60-80’ninde ağrı ve şişlik gibi semptomlarda iyileşme görülebilir. Çoğu hastada başarılı operasyondan sonra ilaç ve kompresyonçorabı kullanımına ihtiyaç duymayabilir. Ancak, daha önceden derin ven trombozu geçiren ve buna bağlı derin venöz yetmezlik gelişen hastalara uygulanan cerrahi tedavinin sonuçları çok yüz güldürücü değildir. Yine de bu hastaların da üçte ikisinin, başarılı bir ameliyatın ardından on iki yılda tam ülser iyileşmesi olduğu görülebilir.